Artık Mimar Adayıyım Peki Şimdi Ne Olacak ?

               Okul dönemin bittikten sonra, mimar yönünün geleceği nokta, kariyerin için vereceğin kararlar, doğrudan bu mesleği yapıp yapmayacağın ve buna benzer tüm kararlarını ve sonuçlarını, gelecekte seni mutlu etmesini umarak, askıda bırakıyorum. Ve mimar olmaya karar verdiğin andan itibaren, sen farketmeden hayatına gelen ek durumlar ve hayatından edeceğin fedakarlıklarla ilgili bir yazıyı paylaşıyorum seninle.

               Önce iyi haberlerle başlayalım;

  • Uygulama, Uygulama ve Uygulama: Oldukça eğlenceli bir öğrencilik dönemin olacak. İlkokuldan itibaren uygulamalı dersler yerine, daha çok teorik anlatımlarla geçen dönemlerden sonra bu bölüm hayatında farklılık yaratacak.
  • Renkli Kalemler, Değişik Kağıtlar:  Kağıt ve kalem kavramlarını oldukça çeşitlendireceksin. Hele kırtasiyede zaman geçirmeyi seviyorsan, kalemlerin standının önünde takılmadan yoluna devam edemiyosan, sırf zevk olsun diye farklı kağıt çeşitleri alıp üzerine yazı yazanlardansan, proje dönemlerinde yapacağın alışverişlerden çok keyif alacaksın demektir.
  • İşte Benim Eserim: Zorlu proje dönemleri sonunda ortaya çıkan projenin ve maket çalışmanın karşısına geçip, “İşte bunu ben yaptım diyebileceksin.” – ilerde dönüp baktığında gülümseyeceğin bir proje ortaya çıkarmış olsan bile- İlk defa çalışmanın karşılığını somut olarak gördüğün ve dokunabildiğin bir iş yapıyorsun. Çok heyecan verici. Proje döneminin heyecanı bittikten sonraki dinlenme dönemi de, aynı derecede heyecan verici ve motive edici bir dönem olacak. Dinlenmenin kıymetini anlayacaksın 🙂
  • Özgür Bir Çalışma Ortamı: Proje dönemlerinde, tasarımının ana hatları belli olduktan sonra, geriye daha çok iş yükü olan kısım kalıyor. Ve bu bölümde müzik dinleyerek, muhabbet ederek, farklı şeyler izleyerek – yarım yamalak da olsa- çalışabiliyorsun. Özellikle ince bir işçilik gerektiren maket çalışmaları, böylece daha kolay bir hal alıyor. Kafam karıştı, yalnız çalışmalıyım diyeceğin durumlar çok nadir oluyor. Dolayısıyla grup çalışmaları yapabiliyor, çalışırken daha keyifli zaman geçirebiliyor ve takılmalar yaşadığın noktaları grubundan destek alarak, daha rahat bir şekilde aşabiliyorsun.
  • Vee sonuç: Okul dönemi bittiğinde, bu mesleğin farklı çalışma alanlarından birini seçebilir ya da aldığın eğitimden tamamen farklı bir çalışma alanına da yönelebilirsin. Her durumda mimarlık öğrenciliği karakterine ve kariyerine çok şey katmış olacak. Çünkü mimari bilgilerin yanında, sınırlarını nasıl genişleteceğini, sabırla kendini nasıl kontrol edeceğini, yeteneklerini, düşünce yapını ve bakış açını geliştiren bir eğitim sürecini tamamlamış olacaksın. Ve sonunda okul bittiğinde kendine, tebrikler artık hem bir mimar hem de okula başladığından çok daha fazlası olan bir insan oldun diyebileceksin. ( Diğer meslek eğitimlerinin de aynı katkıları sağladığını tahmin edebiliyorum ama yazının başında da söylediğim gibi artık bir mimar adayısın ve mimarlığın iyi yönleri hakkında objektifliğe ihtiyacın yok 🙂 )

               Şimdi sıra malesef kötü haberlerde;

  • Belirsiz Çalışma Saatleri: Okulun son haftalarında, “Final haftası sınava 3 saat daha çalışıp tekrar yapacağım, sonra hazırım.” diyebildiğin bölümler vardır. Bir de, “Projem bitti nasıl olmuş” diyerek projeni göstermeye götürdüğün hocanın, üzerinde bir sürü değişiklik yaparak seni belirsiz çalışma saatleriyle dolu bir haftaya sürüklediği bölümler vardır. Projenin bitmesi diye bir şey söz konusu olmadığı gibi, bitebileceğini düşündüğün için sınırsız çalışma saatlerini, normal kabul etmeye başlaman sonucunda bulanan aklının, kalıcı bulanıklık durumu ile karşı karşıya kalması söz konusudur. Bu da hayata bakış açını değiştiren bir etkendir. Okulda geçirdiğin her dönem sonunda daha rahat ve biraz daha umursamaz bir insan haline gelebilirsin.
  • Hafif Cüzdan: Kırtasiyedeki keyifli alışverişin bir de sonu var; ödeme zamanı. Oldukça pahalı olan ürünler, sürekli ihtiyaç duyduğun ürünlere dönüştükçe bu kısım kötüleşiyor. Örneğin; pergel dendiğinde gözünde beliren şey, bu bölümü okurken farklı bir şeye dönüşüyor. Ortadan ayarlı, rapido için gereken ekleri olan karmaşık bir şeye. Ve bu da tabiki normal bir pergelden daha pahalı bir ürün oluyor. Kullandığın materyaller mimarlığa özel ürünler olmak üzere değişime uğradıkça fiyatları da aynı oranda değişiyor ve ilerliyor. Bir de yorgunluk ve pek çok farklı mekanda çalışma yapmanın sonucunda kaybolan gönyeler, cetveller, kalemler de cabası.
    Malzemelere ek olarak her hafta uğramazsan rahat edemediğin ozalit merkezleri var. Çizdiğin projeleri döküman haline getirerek, sunum yapabileceğin kağıtlara çıktı almanı sağlayan yerler. Özellikle proje dönemi öncesi, paftalarca çıktı aldığın zamanlarda, cüzdanını oldukça hafifleten yerlerdir bunlar. Ve maket malzemesi alışverişiyle de birleşti mi, ilerde bu ödediğim paraların karşılığını alabilecek miyim diye sormadan edemiyor insan.
  • Özgüvenin Dış Etkenlerden Bağımsızlaşması: İşte benim eserim diye karşısına geçip gururlandığınız proje, onu değerlendiren jüri karşısında gözünüze farklı görünmeye başlıyor. Özellikle aldığınız eleştirilere karşı gözünüz gibi baktığınız projenizi savunmalı mı, yoksa bu işi tartışmaya çevirmeden eleştirileri yalnızca dinlemeniz mi gerektiğine karar verme eşiğindeyken. İyi tarafından bakmak gerekirse, jüri karşısında verdiğiniz mücadeleler sonucunda hala pes etmeden okula devam ediyor olmanız size ilerki yaşamınızda özgüveninizi kimsenin kıramayacağı bir kişilik kazandırıyor.
  • Sosyal Çalışma Ortamı: Çalışma ortamları esnektir. Zaten esnek olmasa katlanılabilirliği kalmazdı heralde. Çünkü belirsiz çalışma saatleri sonucunda, sosyal hayatın sınırlanır ve sen de sosyal ortamını mecburen çalışma saatlerine taşımış olursun. Okulda birlikte okuduğun arkadaşlarını çalışırken de göremeyeceksen, tanışmadan mezun olabilmeniz bile söz konusudur. ( Biraz abartmanın zararı olmaz diye düşündüm 🙂 )
  • Vee Kronik Ağrılar: O kadar uzun süre masa başında çizim yapacaksın ki, biraz da ayakta çizeyim, biraz da yan dönüp çizeyim, dur biraz da oturarak çizeyim, başka nasıl farklı şekillerde çizerim şeklinde fikir yürütmelerini normal karşılamaya başlayacaksın. Hele ilk başta rapido denen bir kalem çeşidiyle tanışacaksın. Ve çizimlerin daha eğlenceli olacak ! Hata yaptığında düzeltilebilir ve düzeltilemez şekilde sonuçlar ortaya çıkacak ve düzeltilemez olanlar için kim bilir kaç saatlik emeğini havaya atıp, yeni baştan başlayacaksın. Yine iyi tarafından bakarsak, bu kalemler bir işe başlamadan önce daha detaylı düşünmen gerektiğini ve sabrını genişletmen için gereken ilk adımları atmanı sağlayacak. Ve bir de fazladan sırt ağrısı.. Bilgisayar ile çizime başladıktan sonra sırt ağrısına ek olarak, boyun ve bilek ağrıları da gelecek. Kronik ağrılar hediyeli bir bölüme hoşgeldin diyerek karşılayacaklar seni. Neyse çözümsüz değil elbette, aksesuarlarına arada bir kullanmak zorunda kalacağın bilek bandajı ve boyunluğu ekledin mi hazırsın demektir okula 🙂

               Tüm bu iyi ve kötü yanları teraziye koyarak geçecek her öğrencilik dönemin. Yeter artık çok yorucu bir bölüm dediğin anlar da olacak ama bu terazi sayesinde tası tarağı toplayıp yeniden üniversite sınavının yolunu tutmanı engelleyeceksin kendi kendine. Ve her proje dönemi bitiminde zaten ben bu mesleği çok seviyorum, iyi ki seçmişim derken bulacaksın kendini 🙂 Böyle bir kafa karışıklığı bekliyor işte seni, gerçekten eğlenceli 🙂

Paylaş..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir